|
slm ben ilhan Karakaya
ilhan karakaya web sayfasına gitmek için TIKLA..!
|
|
BU BÖLÜMDE düşündürücü hikayeler bulabileceksiniz..
Beynimize faydalı besinler
Beynimiz, vücudumuzun küçük bir bölümünü oluştursa da, yiyeceklerle alınan enerjinin yüzde yirmisini harcıyor. İşte onu daha sağlıklı ve faydalı beslemenin yolları..
20 Temmuz 2006 12:09
Belirli yiyecekler algılama yeteneğimizi arttırıyor daha verimli yapıyor, daha hızlı düşünmemizi ve dikkatimizi daha iyi vermemizi sağlıyor. Reklamların ışıltılı dünyasından olmayan!.. yan etkilerden uzak, doğal, tabi, katkısız olan besinlerin sınırsız faydalarından istifade etmek isteyenler için bitkilerin gizemli dünyasına bir göz atalım.
Sağlıklı beslenmek isteyenler için de bazı küçük önerilerimiz olacak!..Yediğimiz besinlerin beyin fonksiyonları üzerinde etkileri olduğunu biliyor musunuz?
Belleğini kuvvetlendirmek isteyenler!
HAVUÇ'u öneriyoruz. Öncelikle hatırlama yeteneğimizi arttırır, çünkü havuç beyin metabolizmasını canlandırıyor. Bir şey ezberlerken bir ufak tabak sıvı yağlı havuç salatası yiyin.
ANANAS: Sanatçılarının ihtiyacı olan bir meyvedir. Örneğin uzun bir metin ezberleyebilmek için fazla miktarda C vitaminine ihtiyaç vardır. Ayrıca önemli bir eser halinde element olan mangan da içerir.
AVOKADO: Kısa süreli bellek içindir (Örneğin alışveriş listesini yaparken, yarım avokado yemek yeterlidir.
Mutluluk için
KIRMIZI BİBER: Ne kadar acı olursa o kadar iyidir. Aroma maddeleri vücudun kendi mutluluk hormonu endorphinin salgılanmasını hareketlendiriyor. En iyisi çiğ yenmeli.
ÇİLEK: Stresi gideriyor. lifli maddesi mutluluk veriyor Dozu en az 150 gram olmalı.
MUZ: Sırrı serotonin. Bu maddeye beynimizin mutlu olması için ihtiyacı var.
Öğrenme güçlüğü çekenler
LAHANA: Lahana sinirliliği giderir. Örneğin sınav öncesi bol bol yemelisiniz.
LİMON: C vitamininden dolayı canlandırıyor, algılama yeteneğini artırıyor Dil öğrenme kursundan önce 1 bardak limon suyu içmelisiniz.
YABAN MERSİNİ: Uzun süreli bir öğrenmede ideal bir meyve... Beynin kanla daha iyi beslenmesini sağlıyor.
Dikkat güçlüğü çekenler
SOĞAN: Aşırı yıpranmaya, fiziksel yorgunluğa karşı iyi gelir, böylece kanı sulandırır, beyin oksijeni daha iyi alır
CEVİZ, FINDIK, FISTIK: Konferanslarda, konserlerde, uzun araba yolculuklarında, sinirleri kuvvetlendirirken, beyindeki haber alma maddelerinin oluşumunu hareketlendiriyor.
Sanata eğilimi olanlar
ZENCEFİL: İçerdiği maddeler beynin yeni fikirler üretmesini sağlıyor. Kan sulandığı için vücutta daha serbest akar böylece beyin oksijenle beslenir
KİMYON: İnsanın aklına birden bir fikir getirtir. Aniden bir fikre, bir buluşa ihtiyacı olan bir fincana iki tatlı kaşığı dolusu kimyon koyarak bu çayı içmeliler.
Sinirli olanlar ise;
Kepek, çavdar, baklagiller, bal kabağı ve ay çiçeği çekirdeği, et balık ve koyu yeşil sebzeler yemeliler...
10 adımda sağlıklı beslenme
1- Çeşitli besinler tüketin: Hiçbir besin tek başına vücudumuzun ihtiyacı olan besin ögelerini içermez. İhtiyacımız olan besinleri almak için her öğünde 4 ana besin gurubundan önerilen miktarlarda almaya özen göstermelidir. Yeterli ve dengeli beslenmek için gereken protein, yağ, karbonhidrat vitamin ve mineral gibi besin guruplarından bize gereken kadar kullanılmalıdır.
2- Boyunuza uygun vücut ağırlığınızı koruyun.
Bunun için enerji alımını enerji harcamanıza eşit olacak şekilde ayarlayın.
3- Besinleri kayıpları önleyecek şekilde hazırlayın, pişirin ve saklayın.
4- Kuru baklagiller, tam tahıllar, meyve ve sebze tüketimini artırın.
Kuru baklagiller protein açısından zengindir. Tam tahıl ürünleri, sebze meyveler ise, vitamin mineral, posa gibi sağlık ögeleri içerir. Ayrıca birçok sebze ve meyve hipertansiyon, kalp hastalığı ve kansere karşı koruyucu özelliklere de sahiptir.
5- Beslenmenizde şeker miktarını azaltın. Saf şeker dişlerimizin çürümesine neden olur. Kalp hastalıkları ve şeker hastalıkları riskini artırır. Özellikle kalp hastalığına yatkın kişilerin diyetlerindeki şeker miktarını minimum düzeyde tutmaları tavsiye edilir.
6- Günlük tuz tüketiminde aşırıya kaçmayın. Aşırı tuz tüketimi hipertansiyon, kemik erimesi ve mide kanseri riskini artırır. Tuz yerine, lezzet verici olarak baharat ve çeşitli otları kullanmayı deneyin.
7- Sigara kullanmayın.
8- Su tüketiminizi artırın. Her gün ortalama 8- 10 bardak su içmelidir.
9- Öğün atlamamaya özen gösterin.
10-Doymuş yağ ve kolesterol tüketimini azaltın.
|
|
|
|
|
BU RESME DİKKAT ASLINDA NORMAK BİR RESİM KIPIRDAMIYOR AMA BİZ ÖLE ALGILIYORUZ..
1-bu resme normal bi bakın pembe daireler ve etrafta turlayan bi top var
2- ortadaki artı işarete odaklanın bakalım etrafta dönen zımbırtı yeşilli sarılı bişiy olcak
3- +'ya bakmaya devam ederseniz etraftaki toplar kaybolup sadece dönen zımbırtıyı görmeye başlıcaksınız
AŞK MEKTUBU için TIKLA !...
Bir kiz ve bir delikanli
Bir kiz ve bir delikanli, bir motosikletin üzerinde 180 Km hizla gidiyorlar ve aralarinda söyle bir konusma geçiyor;
Kiz : Lütfen yavasla, ben korkuyorum
Delikanli : Hayir, bak ne kadar eglenceli
Kiz : Lütfen, lütfen, çok korkuyorum
Delikanli : Peki, beni sevdigini söyle
Kiz : Seni çok seviyorum, lütfen yavasla
Delikanli : simdi de bana sikica saril
Kiz delikanliya sikica sarilir
Delikanli : Kaskimi alip, kendine takar misin? Basimi çok sikti...
Ertesi gün gazetelerde söyle bir haber çikti:
Motorsiklet Kazasi; Motorsiklet, fren arizasi nedeniyle, bir binaya çarpti. Üzerindeki 2 kisiden sadece biri kurtuldu. Gerçek ise söyleydi; Yolun yarisinda, delikanli frenlerin bozuldunu anlamis ama bunu kiza belli etmek istememisti. Bunun yerine, kizdan kendisini sevdigini söylemesini istemis ve kendisine son defa sarilmasini istemisti. Sonra da kendi ölümü pahasina, kizin basligi takmasini ve hayatta kalmasini saglamisti. iste gerçek askin anlami da buydu..
>KARŞILIKSIZ SEVGİ
>Bu, Vietnam'da savaşan ve sonunda evine
>dönecek olan John adında bir askerin hikâyesidir.
>John evine
>gitmeden önce, San Francisco'da bulunan anne babasına telefon
>açtı.
>Sevgili anne ve babacığım, sonunda eve geliyorum
>ama bir şey sormak istiyorum. Bir arkadaşımı da beraber eve
>getirebilir miyim?
>
>Tabii ki " diye cevapladılar.
>Onunla tanışmaktan mutluluk duyarız".
>"Ama bilmeniz
>gereken bir şey var" diye John devam etti," o savaşta ağır
>yaralandı. Kara mayınına bastı ve kolu ile bacağını
>kaybetti.
>Başka gidecek hiçbir yeri yok. Onun bize gelmesini ve bizimle
>yaşamasını istiyorum".
>"Bunu duyduğuma çok üzüldüm oğlum, belki
>kalacak başka bir yer bulması için ona yardımcı
>olabiliriz"
> hayır, onun bizimle yaşamasını istiyorum
>.
>" Oğlum,"dedi babası,sen ne istediğinin farkında
>değilsin. Böyle büyük bir sorunu olan birisi bizi çok rahatsız
>eder. Bizim kendi hayatımız var ve böyle farklılığa izin
>veremeyiz. Bence sen eve gelmeli ve bu çocuğu unutmalısın. O
>kendi yaşamını devam ettirmenin bir yolunu bulacaktır."
>O andan
>sonra, John telefonu kapattı. Anne ve babası ondan başka bir söz
>duymadılar...
>
>Birkaç gün sonra, San Francisco polisinden bir
>telefon geldi. Oğullarının bir binadan
>düşerek öldüğünü
>söylediler. Polise göre intihardı. Anne ve baba telaşla uçağa
>binerek oğullarının teşhisini yapmak için San
>Francisco'daki
>teşhis morguna gittiler. John'u teşhis etmişlerdi. Ama gözleri >fal
taşı gibi açılarak...
>
>Bilmedikleri bir şeyi fark ettiler.
>John'un bir bacağı ve bir kolu yoktu... Bu hikâyede ki anne ve
>baba birçoğumuza benzer. Etrafımızda iyi görünen ve neşeli
>insanları sevmek bize kolay gelir, ama bize rahatsızlık veren
>özellikle bizim kadar sağlıklı olmayan, bizim kadar güzel olmayan ve
bizim kadar zeki olmayan insanlardan uzak durmayı tercih
>ederiz. Çok şükür ki bizi bu kategoride gören birisi
>yok.
>
>Karşılıksız sevmeyi başaran birisi sonsuza kadar
>ailemizdendir ne kadar çirkin ne kadar fakir ne kadar engelli
>olursak olalım. Bu gün yatmadan önce Allah'a biraz daha dua
>ederek insanları oldukları gibi kabul etmemizi sağlamasını
>isteyelim ve ne kadar farklı olurlarsa olsunlar onlara karşı daha
anlayışlı olabilmeyi isteyelim.
temel dursuna arabasinin oykusunu anlatiyordu :
Bir gun otostop yapiyordum ki onumde bu arabayla mini etekli guzel
bir bayan durdu ve beni arabasina aldi. Bir sure gittikten sonra kadin
arabayi kuytu bir koseye cekti. mini etegini iyice yukari cekip
dudaklarini islatti ve 'Benden ne istersen alabilirsin' dedi bende
arabasini aldim. Dursun 'iyi etmissin Temel zaten mini etek sana hic
yakismazdi
SEVGİNİN GEMİSİ
BENİMKİSİ NASIR TUTMUŞ BİR HİKAYE
DÜŞÜNCELERİMİ OKUYORUM
AVUÇ ÇİZGİLERİMDE
BİRKAÇ İYİLİK KALMIŞ GEMİMDE
BOŞUNAYMIŞ BUNCA ŞEYİ İSTEYİŞİM
BİR İNATMIŞ YAŞAMAK DEDİĞİM
SEVGİNİN GEMİSİNE AL BENİ
ŞİMDİLERDE GÖLGEM ARKAMDA
YÖNÜM GÜNEŞE DÖNÜK
GECELERİ YENİ YILDIZLAR GÖRÜP
GÖZLERİME TAKIYORUM SEN SANIP
SABIR KUMBARAMDA ÜMİT BİRİKTİRDİM
BİR BEKLEYİŞ BENİMKİSİ
AFFEDİLMEYİ BEKLİYORUM
ÇÜNKÜ, NEDEN BİLMİYORUM
SENİ SEVİYORUM......( J ) TANIYAN VARMI?ARKADAŞLAR
|
|
|
Genç kız, el aynasında makyajını kontrol etti; "-Gayet iyi." dedi. Güzelliğinden emindi.Çevresindeki erkeklerin pervane olmasından zaten biliyordu güzel olduğunu. Hayatın tadını çıkaran, rahat yaşayan biriydi.
Cep telefonu çaldığında , akşam arkadaşlarıyla hangi eğlence yerine gideceğine karar vermeye çalışıyordu. Telefondaki numaraya baktı, arayan annesiydi.
- Alo...kızım, nasılsın ?
- İyiyim anne. Ne oldu *
- Sana bir surprizim var.
- Surpriz mi ?
- Evet.Çok eski bir arkadaşım, dostum şehrimize gelmiş...
- Eee kimmiş.
- Kim olduğu surpriz. Fakat, onu senin almanı istiyorum.
- Ben mi ?
- Evet, senin iş yerine yakın olan parkı biliyormuş. Parka gitmesini ve seninle buluşmasını söyledim. Senin de parka gidip onu almanı istiyorum.
- Anne, ben böyle şeyleri sevmem, kendin halletsen.
- Kızım 1-2 saatlik bir işim var. Ayrıca seni bebekliğinden tanıyan bir arkadaşım. Seni görünce mutlaka çok sevinecektir.
- Amaaan. Peki peki... Nasıl tanıyacağım.
-Evden çıkarken üzerine giydiklerini tarif ettim.O parkta bazı oturaklar piknik masası şeklinde. Parkın sinema tarafı girişindeki ilk piknik masasına otur. O gelince seni bulacak.
-Tamam anne ..tamam...
- Kızım senden her gün mü bir şey istiyorum.Üniversiteyi bitireli, hele de işe gireli bir fatura yatırmaya bile göndermedim.
- Hemen darılma, tamam dedim ya...
O nasıl tamam demekse... neyse, hadi o zaman, izin al da çık, bekletme. Ben de işlerimi bitirip hemen geleceğim.
**** **** **** **** **** **** **** **** **** ****
Genç kız , izin alıp çıktı.Kısa bir yürüyüşten sonra parka vardı. Bu parkta daha önce hiç oturmadığını farketti. Arkadaşlarıyla hep paralı,lüks eğlence yerlerine giderlerdi.
Annesinin tarif ettiği, girişteki ilk masayı buldu, boş olan kısmına oturdu. Masanın diğer tarafında bir köylü kadınla, küçük kız oturuyordu. Onlarla aynı yerde bulunmaktan utandığını hissetti. "-Annemin arkadaşı çabucak gelse de, şunlardan kurtulsam" diye düşündü.
Köylü kadın çekinerek seslendi;
- Afedersin kızım, bir şey sorabilir miyim ?
"Kızım" diye seslenmesi iyice sinirlerini bozdu.
- Ne var, adres mi soracan !..
Sert çıkış karşısında kadın sesini alçalttı;
- Hayır kızım, başka bir şey soracaktım.
- Sizin gibi cahiller ya adres sorar, ya para ister.
Köylü kadının kızaran yüzüne aldırmadı bile. O sırada şık ve lüks giyimli, orta yaşlı bir kadının uzaktan yaklaştığını gördü.
"-Nihayet" diye düşündü. Ayağa kalkıp kadını karşılamaya çalışırken, kadın yanlarından geçip gitti. Somurtarak geri oturdu.
Yanındaki küçük kıza daha sıkı sarılmış köylü kadının gözünden bir damla yaşın süzüldüğünü gördü.Kadın gözyaşını saklamak için diğer tarafa dönünce bir yüzündeki büyük yanık izi göründü. Genç kız manalı manalı güldü;
- Bak kolayca gözyaşı dökebiliyorsun, yüzünde de çirkin bir yanık izi var. Burda ne bekliyorsun geç bir köşeye aç mendilini ağla... Fakat ağlamayla benden bir şey koparacağını sanma, tamam mı...
Kadın dayanamadı;
- Cahil deyip duruyorsun. Ne cahilliğimi gördün. Tanımadığım bir kadına, torununun yanında hakaret mi ettim !...
- Oooo... laf yapmayı da biliyormuş
-Anlaşıldı kızım, sen üniversite bitirmiş, çok şey öğrenmiş olabilirsin ama insanlıktan sınıfta kalmışsın. Torunumu okutmak için uğraşacaktım. Fakat seni görünce vazgeçtim.
Yaşlı kadın, küçük kızı alıp masadan kalkarken, boşalan yere doğru şık giyimli bir kadın yaklaştı. Cevap vermek için hazırlanan genç kız zengin giyimli, şık kadını görünce uzaklaşan yaşlı kadına cevap vermekten vazgeçti. Yaşlı kadın geriye bakmaya çalışan küçük kızın başını eliyle engelledi.
**** **** **** **** **** **** **** **** **** ****
Bir süre sonra, genç kızın annesi parkta yanına geldi.
- Merhaba kızım, Zeynep teyzen nerde ?
- Kimse gelmedi anne. En son bir bayan geldi, yanıma oturdu. O da sadece dinlenmek için gelmiş biriymiş.
- Allah Allah !... giyindiklerini çok iyi tarif etmiştim, seni nasıl bulamadı anlamadım. Yanında küçük bir kız olacaktı.
Genç kız bir an durakladı.
-Küçük bir kız mı ?
- Evet
- Anne !. biz zengin, kültürlü insanlarız. Herhalde arkadaşın da zengin, kültürlü biridir, değil mi ?
- Kültürsüz değil ama zengin değil.
- Sakın bana köylü bir kadın olduğunu söyleme.
- Köyden gelen kadına ne denir ki !..
- Oh... iyi iyi, köylü kadınları karşılmaya beni gönderiyorsun.
- Kızım, o kadına bir borcumuz vardı. O zamanlarda borcumuzun karşılığı bir şey veremedik. " - Gün gelir, bir ihtiyacım olduğunda , ben kapınızı çalarım". Dedi ve işte bu gün kapımızı çaldı.
-Ne istiyormuş ?
- Torununu okutmamızı istiyor. Baban şimdi arabayla gelip hepimizi alacak, kayıt için okula götürecek.
- Anne , o köylü kadına ne borcun olabilir ki, anlayamadım ?
Annesi, kızının öfkeli ses tonuna dayanamadı;
- Kızım, sen bebekken biz köydeydik.
- Eee...
- Sana yıllar önce bahsetmiştim, köydeyken evimiz yandı, biz de inekleri,atları,tarlaları neyimiz varsa hepsini satıp köyden göçtük, demiştim.
-Evet, hatırladım.
- O yangınla ilgili bir ayrıntıyı, seni üzülebilir veya seni evde yalnız bıraktığımız için darılabilirsin korkusuyla anlatmamıştık.
- Herhalde şimdi anlatacaksın...
- Baban evde yoktu, ben de su doldurmaya köy pınarına gitmiştim. Lodos mu ne diyorsunuz, işte o rüzğar bazen ters esiyormuş, yukardan aşağı filan. Sen beşikte uyuyorken rüzğar bacadan içeri esince közler ocaklıktan tahtalara sıçramış, yangın başlamış. Pınar yerinden dumanları görüp koştuğumda alevler heryeri sarmıştı. Birazdan yıkılacak gibi görünen eve yine de girmek için atıldığım anda Zeynep teyzen kucağına seni almış olduğu halde dışarı fırladı. O sahneyi hiç unutamam; onun kucağından seni aldığımda o çığlıklar atıyordu…
- Niçin ?
- Seni kurtarırken, sağ tarafı yanmıştı. Gelince görürsün sağ yanağında ağır bir yanık izi var. Çok acı çekti çook. Dur ağlama, seni bu kadar üzeceğini bilmiyordum. Tamam kızım, bak makyajın akıyor, ağlama. Hah !.. baban da geldi. Fakat Zeynep teyzen hala bizi bulamadı...
Site yapımcısına ulaşabileceğiniz e-mail adresim
Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın
|
|